Adana'nın sesi 'Gür' çıkacak
Adana'nın sesi 'Gür' çıkacak

Bayram Balcı
Çukurova'nın kavruk yüzlü insanlarının yaşadığı Adana'dayız. Kaderlerine teslim olmamış ve gencinden yaşlısına alabildiğine siyasallaşmış yoğun bir Kürt nüfusunun yaşadığı Adana, adeta ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmüş bir kent. Adana'da da tüm ülkede olduğu gibi 22 Temmuz seçimlerinde seçmenin iki seçeneği var: 'Adanalı seçmen ya Türkiye'nin demokratikleşmesi ve halklar arasında barışın sağlanması için çalışan DTP, SDP ve EMEP'in desteklediği Bin Umut Bağımsız Adayı Nazmi Gür'e oy verecek ya da savaş ve kan üzerinden rant elde etmeye çalışan diğer partilere.' Bu sözler, 15 yıl önce Siirt'ten Adana'ya sürgün edildiğini söyleyen Dağlıoğlu Mahallesi sakini Mehmet Erol'a ait. Erol bu tespitinde hiç de haksız değil, zira tüm ülkede olduğu gibi Adana'da da CHP, MHP, AKP gibi partilerin seçim söylemleri Kürt sorununun inkarı üzerine kurulu. 'İp dalaşı' yapan siyasi partilerin adayları da şiddet yanlısı söylemleri öne çıkarırken, Adana'da sadece Bin Umut Adayı Nazmi Gür, seçim çalışmaları sırasında barıştan, kardeşlikten ve demokrasiden söz ediyor. Adana'daki seçim havası AKP, CHP ve MHP gibi partilerin 'Kürtlerin Türkiye'yi böleceği' minvali üzerinde seyrederken, kentin iki farklı yüzüne bakmak asıl 'bölücü'nün kim olduğunu görmeyi de kolaylaştırıyor. Adana, Kuzey ve Güney olarak devlet ve yerel yönetim eliyle ikiye bölünmüş. Kentin kuzeyi ekonomik olarak sorunları çözülmüş, her türlü yerel hizmetten yararlanan modern bir kent görünümüne sahipken; Kürtlerin ve yoksul işçi, emekçi insanların yaşadığı Güney Adana ise her türlü hizmetten mahrum bırakılmış. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Anadolu, Dağlığolu, Şakirpaşa, Kiremithane, Serinevler, Güloğlu, Gülbahçe ve Denizli mahalleleri adeta bir kasaba görünümünde. Bu mahallelerde ciddi anlamda hiçbir alt yapı, sağlık, eğitim ve sosyal hizmeti yok. 11 yıldır bitirilemeyen Adana metrosu ise Adana'nın başına bela olmuş ve kentin ekonomik kaynaklarını tüketmiş bir proje. AKP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'a Adanalı, en çok bu noktada kızgın. Durak, ayrıca hizmetlerde ayrımcılık yaptığı için de eleştiriliyor.
Esnaf kan ağlıyor
Kent merkezinde Melek Girmez Caddesi'ndeki işyerleriyle Mısır, Halep, Bağdat çarşılarını gezerken konuştuğumuz esnaf dertlerini anlatmakla bitiremiyor. Esnaf işyerlerinde sinek avlıyor. Satış yapamadığından, siftahsız günler nedeniyle evlerine başları önlerinde gittiğinden yakınıyor. Kent ekonomisinde ciddi bir durgunluk var. İşsizliğin yoğun olduğu kent adeta ucuz işgücü cenneti. Adana yüzde 16.5'lik işsizlik oranıyla Türkiye'de birinci sırada. Sendikalaşma oranı sıfıra inmiş. Bölgeye yeterli teşvik verilmemesi nedeniyle Sabancı ve Toprak Holding kentten yatırımlarını çekmiş. Sanayicinin yatırımlarını başka illere kaydırması Adana'nın ekonomisinin son yıllarda durgunluğa girmesine neden olmuş. Özelleştirme yasası nedeniyle de KİT'lerin içi boşaltılmış. Hala varlığını korumaya çalışan Yaprak Tütün Fabrikası, Sigara Fabrikası ve Pamuk Üretme Çiftliği ise faal değil. Binlerce işçi özelleştirmenin kurbanı olmuş.
Mazot kazığının itirafı
Adana'da tarıma da büyük darbe vurulmuş. Adana çiftçisi ürününü pahalıya üretip, ucuza satıyor. AKP ve önceki hükümetler dönemi çiftçi için yıkım yılları olmuş. Çiftçiler, AKP hükümetini tarımı bitirmekle eleştiriyor. Sarı Hamzalı köylüleri girdilerin arttığını belirterek, ürünlerinin para etmediği için tarlada çürüdüğünü belirtiyor. Çiftçi Mustafa Akçagöz, 'Mazotun fiyatı 2 milyonun üzerinde, ama bugün mazotu 1 YTL yapacaklarını iddia ediyorlar. Bizleri kazıkladıklarını kendi ağızlarıyla itiraf ediyorlar' diyor. Adana'da özellikle Kürt mevsimlik işçiler ise son derece ilkel şartlarda çalışıyor ve barınıyor. Her yıl Kürt illerinden Çukurova'ya 120-140 bin tarım işçisinin geldiği belirtiliyor. Urfa'dan Adana'ya çalışmak için geldiğini söyleyen 10 nüfuslu Çalışkan Ailesi'nden İbrahim Çalışkan, 'Sigortamız yok, hiçbir sosyal hakkımız yok. Ücretlerimiz düşük. Sağlıksız koşullarda barınıyoruz. Köle gibi çalıştırılıyoruz' diye sitem ediyor. Oyunu kullanmak için memleketi Urfa'ya gideceğini belirten Çalışkan, Bin Umut adaylarından Meclis'te barış için çalışmalarını istiyor.
Oylarımız barışa
Adana'da
MHP tabanına oynayan AKP'nin, bu tabandan oy alması zor görünüyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Adana mitingine 30 bin civarında
kişinin katılması da bunun göstergesi. Önceki seçimlerde DEHAP barajı
aşamayacağı için AKP'ye oy verdiğini söyleyen Bitlisli bir Kürt seçmen,
bu seçimlerde Bin Umut adayını destekleyeceğini açıkça söylüyor.
'Oylarımızı barışa vereceğiz' diyor. Adanalı seçmenler kan ve gözyaşı
üzerinden politika yapan siyasetçileri değil, açık yüreklilikle konuşan
dürüst politikacı istediklerini belirtirken, DTP, EMEP, SDP ve kentteki
sol çevrelerin desteğini alan Bin Umut Adayı Nazmi Gür'ün seçileceğine
kesin gözüyle bakılıyor. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Anadolu,
Dağlığolu, Şakirpaşa, Kiremithane, Serinevler, Güloğlu, Gülbahçe ve
Denizli mahallelerinde oyların tamamının Gür'e verileceği belirtiliyor.
Ceyhan ilçesinde ise birincilik için DTP'nin desteklediği bağımsız aday
Nazmi Gür ile MHP ve AKP'nin çekişeceği konuşuluyor. Ceyhan'da DTP'nin
blok oyları var. Yine Misis, Yakapınar, Küçük Dikili, Sarı Hamzalı gibi
beldelerde DTP'nin blok oyları bulunuyor. Buralardaki Kürt seçmenler
başka partilere oy vermiyor. Adana'nın Kozan, Saimbeyli, Tufanbeyli ve
Pozantı gibi ilçelerinde ise CHP, AKP ve MHP tabanı yoğun, ancak bu
ilçelerden de Gür'e oy geleceği ifade ediliyor. DTP, Seyhan ve Yüreğir
ilçelerinde de blok oylara sahip.
Nazmi Gür: Adana barış kapısıdır
'Adana bir barış kapısıdır' diyen Bin Umut Adana Adayı Nazmi Gür, Adana'nın barışçıl kimliğine ve halklar mozaiği yapısına dikkat çekiyor. Adana'da geleneksel tabanımız dışında Arapların, Alevilerin, Türklerin ve Kürtlerin yoğun ilgisiyle karşılaştığını belirten Gür, şunları söylüyor: 'Diğer tüm partiler ve adaylar savaş çığırtkanlığı yapıyorlar. Kandan, acıdan umut bekliyorlar. Darağacı siyaseti gibi kirli bir siyaset yapıyorlar. Bu elbette bilinçli seçmenler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Adana'daki yoksullar, emekçiler, işçiler ve halkımız bize güveniyor. 22 Temmuz'da halkımız iradesini sandığa yansıtacak ve çok ciddi bir oy oranıyla seçileceğiz. Parlamentoda öncelikli hedefimiz akan kanın durması. Bunun için her türlü diyalog yolunu zorlayarak, Türkiye'de iç barışın sağlanması için Meclis'te var gücümüzle çalışacağız. Ayrıca Adana'da özellikle köle koşullarında çalışan tarım işçilerinin sorunlarının çözümü için, onların sosyal haklarının, çalışma koşullarının ve ücretlerinin düzenlenmesiyle ilgili bir yasanın bir an önce Meclis'ten çıkması için çaba göstereceğiz.'
Çukurova'nın kavruk yüzlü insanlarının yaşadığı Adana'dayız. Kaderlerine teslim olmamış ve gencinden yaşlısına alabildiğine siyasallaşmış yoğun bir Kürt nüfusunun yaşadığı Adana, adeta ekonomik, sosyal ve siyasal anlamda Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmüş bir kent. Adana'da da tüm ülkede olduğu gibi 22 Temmuz seçimlerinde seçmenin iki seçeneği var: 'Adanalı seçmen ya Türkiye'nin demokratikleşmesi ve halklar arasında barışın sağlanması için çalışan DTP, SDP ve EMEP'in desteklediği Bin Umut Bağımsız Adayı Nazmi Gür'e oy verecek ya da savaş ve kan üzerinden rant elde etmeye çalışan diğer partilere.' Bu sözler, 15 yıl önce Siirt'ten Adana'ya sürgün edildiğini söyleyen Dağlıoğlu Mahallesi sakini Mehmet Erol'a ait. Erol bu tespitinde hiç de haksız değil, zira tüm ülkede olduğu gibi Adana'da da CHP, MHP, AKP gibi partilerin seçim söylemleri Kürt sorununun inkarı üzerine kurulu. 'İp dalaşı' yapan siyasi partilerin adayları da şiddet yanlısı söylemleri öne çıkarırken, Adana'da sadece Bin Umut Adayı Nazmi Gür, seçim çalışmaları sırasında barıştan, kardeşlikten ve demokrasiden söz ediyor. Adana'daki seçim havası AKP, CHP ve MHP gibi partilerin 'Kürtlerin Türkiye'yi böleceği' minvali üzerinde seyrederken, kentin iki farklı yüzüne bakmak asıl 'bölücü'nün kim olduğunu görmeyi de kolaylaştırıyor. Adana, Kuzey ve Güney olarak devlet ve yerel yönetim eliyle ikiye bölünmüş. Kentin kuzeyi ekonomik olarak sorunları çözülmüş, her türlü yerel hizmetten yararlanan modern bir kent görünümüne sahipken; Kürtlerin ve yoksul işçi, emekçi insanların yaşadığı Güney Adana ise her türlü hizmetten mahrum bırakılmış. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Anadolu, Dağlığolu, Şakirpaşa, Kiremithane, Serinevler, Güloğlu, Gülbahçe ve Denizli mahalleleri adeta bir kasaba görünümünde. Bu mahallelerde ciddi anlamda hiçbir alt yapı, sağlık, eğitim ve sosyal hizmeti yok. 11 yıldır bitirilemeyen Adana metrosu ise Adana'nın başına bela olmuş ve kentin ekonomik kaynaklarını tüketmiş bir proje. AKP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'a Adanalı, en çok bu noktada kızgın. Durak, ayrıca hizmetlerde ayrımcılık yaptığı için de eleştiriliyor.
Esnaf kan ağlıyor
Kent merkezinde Melek Girmez Caddesi'ndeki işyerleriyle Mısır, Halep, Bağdat çarşılarını gezerken konuştuğumuz esnaf dertlerini anlatmakla bitiremiyor. Esnaf işyerlerinde sinek avlıyor. Satış yapamadığından, siftahsız günler nedeniyle evlerine başları önlerinde gittiğinden yakınıyor. Kent ekonomisinde ciddi bir durgunluk var. İşsizliğin yoğun olduğu kent adeta ucuz işgücü cenneti. Adana yüzde 16.5'lik işsizlik oranıyla Türkiye'de birinci sırada. Sendikalaşma oranı sıfıra inmiş. Bölgeye yeterli teşvik verilmemesi nedeniyle Sabancı ve Toprak Holding kentten yatırımlarını çekmiş. Sanayicinin yatırımlarını başka illere kaydırması Adana'nın ekonomisinin son yıllarda durgunluğa girmesine neden olmuş. Özelleştirme yasası nedeniyle de KİT'lerin içi boşaltılmış. Hala varlığını korumaya çalışan Yaprak Tütün Fabrikası, Sigara Fabrikası ve Pamuk Üretme Çiftliği ise faal değil. Binlerce işçi özelleştirmenin kurbanı olmuş.
Mazot kazığının itirafı
Adana'da tarıma da büyük darbe vurulmuş. Adana çiftçisi ürününü pahalıya üretip, ucuza satıyor. AKP ve önceki hükümetler dönemi çiftçi için yıkım yılları olmuş. Çiftçiler, AKP hükümetini tarımı bitirmekle eleştiriyor. Sarı Hamzalı köylüleri girdilerin arttığını belirterek, ürünlerinin para etmediği için tarlada çürüdüğünü belirtiyor. Çiftçi Mustafa Akçagöz, 'Mazotun fiyatı 2 milyonun üzerinde, ama bugün mazotu 1 YTL yapacaklarını iddia ediyorlar. Bizleri kazıkladıklarını kendi ağızlarıyla itiraf ediyorlar' diyor. Adana'da özellikle Kürt mevsimlik işçiler ise son derece ilkel şartlarda çalışıyor ve barınıyor. Her yıl Kürt illerinden Çukurova'ya 120-140 bin tarım işçisinin geldiği belirtiliyor. Urfa'dan Adana'ya çalışmak için geldiğini söyleyen 10 nüfuslu Çalışkan Ailesi'nden İbrahim Çalışkan, 'Sigortamız yok, hiçbir sosyal hakkımız yok. Ücretlerimiz düşük. Sağlıksız koşullarda barınıyoruz. Köle gibi çalıştırılıyoruz' diye sitem ediyor. Oyunu kullanmak için memleketi Urfa'ya gideceğini belirten Çalışkan, Bin Umut adaylarından Meclis'te barış için çalışmalarını istiyor.
Oylarımız barışa
| ADANA 2002 | |||
| Nüfus: 1.849.478 Seçmen Sayısı: 1.194.078 | |||
| Milletvekili Sayısı: 14 | |||
| Oyların partilere göre dağılımı ve milletvekili sayıları | |||
| Parti | Oy Oranı % | Aldığı Oy | Milletvekili |
| AKP | 26.82 | 229.729 | 8 |
| CHP | 21.3 | 182.436 | 6 |
| DYP | 11.49 | 98.440 | |
| MHP | 11.41 | 97.700 | |
| DEHAP | 9.27 | 79.397 | |
| GP | 8.81 | 75.464 | |
Nazmi Gür: Adana barış kapısıdır
'Adana bir barış kapısıdır' diyen Bin Umut Adana Adayı Nazmi Gür, Adana'nın barışçıl kimliğine ve halklar mozaiği yapısına dikkat çekiyor. Adana'da geleneksel tabanımız dışında Arapların, Alevilerin, Türklerin ve Kürtlerin yoğun ilgisiyle karşılaştığını belirten Gür, şunları söylüyor: 'Diğer tüm partiler ve adaylar savaş çığırtkanlığı yapıyorlar. Kandan, acıdan umut bekliyorlar. Darağacı siyaseti gibi kirli bir siyaset yapıyorlar. Bu elbette bilinçli seçmenler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Adana'daki yoksullar, emekçiler, işçiler ve halkımız bize güveniyor. 22 Temmuz'da halkımız iradesini sandığa yansıtacak ve çok ciddi bir oy oranıyla seçileceğiz. Parlamentoda öncelikli hedefimiz akan kanın durması. Bunun için her türlü diyalog yolunu zorlayarak, Türkiye'de iç barışın sağlanması için Meclis'te var gücümüzle çalışacağız. Ayrıca Adana'da özellikle köle koşullarında çalışan tarım işçilerinin sorunlarının çözümü için, onların sosyal haklarının, çalışma koşullarının ve ücretlerinin düzenlenmesiyle ilgili bir yasanın bir an önce Meclis'ten çıkması için çaba göstereceğiz.'
Arkadasina Gönder!